Ana içeriğe atla

Hastalık Başa Bela...

Hasta olmaktan, ilaç kullanmaktan, hastanelerden ve yatmaktan nefret ediyorum. Hasta olduğumda benliğimi saran tüm olumsuz düşüncelerden de tabi.. Aklıma gelmeyen ne kadar kötü düşünce  varsa hastalandığımda geliyor. Kendimi zayıf ve eksik hissediyorum. Her defasında iyileştiğimde spor yapıcam, dengeli beslenicem  desemde hep unutuluyor tarafımdan.  Öksürüyorum..Hapşırıyorum..Nefes alamıyorum..Bronşit olmaktan nefret ediyorum...

Hayata reset atılabilse...
Tüm sevdiklerimiz sonsuza kadar yaşayabilse...
Eşitsizlikler ortadan kalksa ve tüm insanlar eşit olsa...
Burjuvazi yok olsa...
Çocuklar anneleriyle savaşmasa...

Yorumlar

  1. merhabalar:)
    ayynenn katılıyorum,hayata reset konusuna;)
    ne hoş bir sayfa bu böyle..
    sayfanıza bayıldımm..
    seve seve izliyorum hemen..
    bende bekliyorum sayfama sizi,arzu ederseniz tabiki..
    kucak dolusu sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. heey çok teşekkür ederim. Beğenmene sevindim. Tabiki geliyorum hemen sayfana :) Sevgiler bende de ....

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anneyle Pazar

Bu sıcak İstanbul cumartesisinin öğleden sonrasında, annemle incirlideki cumartesi pazarına gidelim dedik. Aslında annem dedi, bende onu yalnız göndermemek için ona eşlik ettim. Annem alması gerekenleri aldı, bense sadece hava adım :) Pazar güzeldi, fiyatlar da güzeldi, alışveriş hepsinden güzeldi. Makinamı taşımaya üşendiğim için, cep telefonumla birkaç kare çektim. Akşam geldiğimde Zeroş hastalandı. Midesini üşütmüş sanırım. Evde bi telaş, bi telaş.. Ayağına sıcak su torbası ve birazda nane-limon ile rahatladı. Ha tabi kusması da rahatlamasına yardımcı oldu. Dolaptan soğuk su içerse olacağı buydu elbet. Birkaç gün diyetteyiz sonuç olarak. Soğuk ve abur-cubur yok :)

Bayram 2.gün gezisi

Bayramın 2.günü kahvaltıya eşimin kuzeni olan ablamıza gidecektik, o da hadi kahvaltıya Küçük Çamlıca da buluşalım dedi. Bizde sabah 9 da atlayıp motora gittik oraya. Saat 10 gibi ordadık ve 3 e kadar da kaldık. Gezdik, çay içtik, dinlendik. Yani parkın boş olmasının keyfini çıkardık :) Sonra yine bir arkadas ziyareti (üsküdar da ) ve eve dönerken de canım arkadasım Beyhan'ın evine bir ziyaret. Eve dönüp misafir ağırlama ve sonunda yorgunluktan ölerek uykuya dalmaaa :) Ablaların gelmesini beklerken eşimin vizöründen bennn..  Kavaltı ve çaaay Parktan bir kaç kare.. Görümcem ve kızım da konu mankenlerim oldu :)  Köprüden bakış Bu  da Beyhanımın sofrası :) Sonuç : Karnımız bugünde doydu :))

ANNELİK

ŞU AN BURADA OLUP, KÜÇÜK BİR NEFES ALIP YENİDEN DÖNSEM KEŞMEKEŞE... Evet anne olmayı ben seçtim. Ama onlar-çocuklarım- dünyaya gelmeyi seçmediler. Ve her defasında bunu bana karşı kullanıyor olmaları beni çok yoruyor. Sanki kalbime bıçak saplanıyor. Alt tarafı kızımdan 1 fincan kahve istedim. Ve şaka bile olsa, o cümleyi haketmedim. Ben anneme bir defa "beni doğurmasaydın" demedim. "ben gelmek istemedim, beni sen dünyaya getirdin, bakmak zorundasın" demedim, demem. Peki bu cümleler bana neden söyleniyor? Önce oğlum, şimdi kızım. Ve ben dünden beri ara ara ağlıyor, mide ağrısı yaşıyor ve yaşama sevincimi kaybediyorum.