Ana içeriğe atla

Ruhum yorgun...

Anladım ki ben hiçbir şeye sahip değilmişim. evim yokmuş..kocam..ailem.. her şey bir kalemde silinip kapının önüne koyulabiliyormuş. ben bu evde  de hiçbir şeye sahip değilmişim. ne acı.. yıllar geçiyor ve elimizde kalan sonunda koca bir HİÇ.. ya yaşlandığımızda nolucak? ben elimde koca bir HİÇ ile kapının dışına mı konucam? "bu ev benim, faturaları ödeyen benim. senin hiçbir şeyin yok"... bir"şey"e bile sahip değilim. sahip olduğum ise "HİÇ". Hayır, kadınlar çalışmalı ve kenara para koymalı, kenarda paraları veya yatırımlar olmalı ve bunu kimseyle paylaşmamalı. zorda kaldıklarında bir güvenceleri olmalı. boşanma sonucu eşlerin mal varlığını eşit almaları ne kadar adilmiş meğer. hiç düşünmemiştim. artık düşünüyorum ve çalışıp birikim yapma gayretindeyim..

sen adam olsaydın, çekip giderdin, karını kapıya koymazdın dimi ? Annenler de kal, bacında kal demezdin.. ama sen o kadar düşünceli değilsin ki.. sen maço, cahil ve medeniyetsizsin... sen kültürsüz ve kabasın.. sana acıyorum.. kendime daha da acıyorum ki paylaştığımız her şeyin "bizim" olduğuna inanmışım.. Her şey seninmiş..HİÇLİK ise benim..

En çok gücüme giden, karnımda büyütüp kanımla beslediğim sen, bana o kadar düşmansın ki, neden anlamıyorum.. Hala gözüm yaşarıyor bana söylediklerini düşündükçe.. yaptıklarını düşündükçe.. Sevgiyle büyütülenin nefretle dönmesi insanın gücüne gidiyor.. Sevgiyi geçtim, anneye saygı bile çok mu görülüyor ? Artık seni görmek bile kalbimi acıtıyor.. Seni silebilirmiyim? Evlat silinebilir mi? Mümkün olsa.. düşünemiyorum.. belki de hakkettim ve Allah beni böyle cezalandırıyor. Ben O'nun dediklerini yapmıyorsam, benim canımdan olan da bana itaat etmiyor işte..başıma ağrılar giriyor.. ruhum yorgun.. ölürsem sebebimsin oğul...

Ya Sen ?
Ayrılmak ? Ayrılmamak ? İki ucu boklu değnek dedikleri durum işte bu. Vesselam kadın olmak zor. Çözüm ? Şimdilik sadece dualara, beddualara ve Allah a sığınmak..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anneyle Pazar

Bu sıcak İstanbul cumartesisinin öğleden sonrasında, annemle incirlideki cumartesi pazarına gidelim dedik. Aslında annem dedi, bende onu yalnız göndermemek için ona eşlik ettim. Annem alması gerekenleri aldı, bense sadece hava adım :) Pazar güzeldi, fiyatlar da güzeldi, alışveriş hepsinden güzeldi. Makinamı taşımaya üşendiğim için, cep telefonumla birkaç kare çektim. Akşam geldiğimde Zeroş hastalandı. Midesini üşütmüş sanırım. Evde bi telaş, bi telaş.. Ayağına sıcak su torbası ve birazda nane-limon ile rahatladı. Ha tabi kusması da rahatlamasına yardımcı oldu. Dolaptan soğuk su içerse olacağı buydu elbet. Birkaç gün diyetteyiz sonuç olarak. Soğuk ve abur-cubur yok :)

Bayram 2.gün gezisi

Bayramın 2.günü kahvaltıya eşimin kuzeni olan ablamıza gidecektik, o da hadi kahvaltıya Küçük Çamlıca da buluşalım dedi. Bizde sabah 9 da atlayıp motora gittik oraya. Saat 10 gibi ordadık ve 3 e kadar da kaldık. Gezdik, çay içtik, dinlendik. Yani parkın boş olmasının keyfini çıkardık :) Sonra yine bir arkadas ziyareti (üsküdar da ) ve eve dönerken de canım arkadasım Beyhan'ın evine bir ziyaret. Eve dönüp misafir ağırlama ve sonunda yorgunluktan ölerek uykuya dalmaaa :) Ablaların gelmesini beklerken eşimin vizöründen bennn..  Kavaltı ve çaaay Parktan bir kaç kare.. Görümcem ve kızım da konu mankenlerim oldu :)  Köprüden bakış Bu  da Beyhanımın sofrası :) Sonuç : Karnımız bugünde doydu :))

ANNELİK

ŞU AN BURADA OLUP, KÜÇÜK BİR NEFES ALIP YENİDEN DÖNSEM KEŞMEKEŞE... Evet anne olmayı ben seçtim. Ama onlar-çocuklarım- dünyaya gelmeyi seçmediler. Ve her defasında bunu bana karşı kullanıyor olmaları beni çok yoruyor. Sanki kalbime bıçak saplanıyor. Alt tarafı kızımdan 1 fincan kahve istedim. Ve şaka bile olsa, o cümleyi haketmedim. Ben anneme bir defa "beni doğurmasaydın" demedim. "ben gelmek istemedim, beni sen dünyaya getirdin, bakmak zorundasın" demedim, demem. Peki bu cümleler bana neden söyleniyor? Önce oğlum, şimdi kızım. Ve ben dünden beri ara ara ağlıyor, mide ağrısı yaşıyor ve yaşama sevincimi kaybediyorum.