Ana içeriğe atla

Bayram 2.gün gezisi



Bayramın 2.günü kahvaltıya eşimin kuzeni olan ablamıza gidecektik, o da hadi kahvaltıya Küçük Çamlıca da buluşalım dedi. Bizde sabah 9 da atlayıp motora gittik oraya. Saat 10 gibi ordadık ve 3 e kadar da kaldık. Gezdik, çay içtik, dinlendik. Yani parkın boş olmasının keyfini çıkardık :) Sonra yine bir arkadas ziyareti (üsküdar da ) ve eve dönerken de canım arkadasım Beyhan'ın evine bir ziyaret. Eve dönüp misafir ağırlama ve sonunda yorgunluktan ölerek uykuya dalmaaa :)
















Ablaların gelmesini beklerken eşimin vizöründen bennn..



Parktan bir kaç kare.. Görümcem ve kızım da konu mankenlerim oldu :)











Bu  da Beyhanımın sofrası :)











Sonuç : Karnımız bugünde doydu :))

Yorumlar

  1. Biz de arasıra Küçük Çamlıca'ya gidiyoruz. Ama hiç bir kaplumbağaya rastlayamadım malesef.

    Biz genelde piknik için değil de gezi için gittiğimizden sonbahar aylarında gitmek daha bir huzur veriyor bana.

    YanıtlaSil
  2. fotolar çok güzel. güllere bayıldım :D

    YanıtlaSil
  3. resimler çok güzel yaa,manzaraları keşke büyük ekleseydin.Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. insanları koca koca fotolarla sıkma kokusundan ufakça ekledim. Ama bi dahaki sefere senin için manzaralar büyük olucak :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anneler Günü

Bu güne dair aklıma pek çok şey geliyor. Gelgitler yaşıyorum yine, düşüncelerim arasında. Zaten beni ben yapan da hızlı ve aynı anda çok şey düşünmek değil mi? Ben buna "düşünce ishali" de diyorum. Yersiz ve zamansız, bir anda geliyor ve geçiyor. Bazen de geçmiyor, uzunca bir süre devam ediyor. Anneler gününü kendi çocuklarım hariç, tanıdıklarım, öğrencilerim, veliler, arkadaşlarım ve sosyal çevremden insanlar kutladılar. Ama kendi doğurduklarımdan ses yok. Evet, bu günü kendileri belki önemsemiyorlardır, ama benim önem verdiğimi bildiklerinden, yapmacık da olsa insan bir öpücük olsun bekliyor. Dünya da bu kadar acı varken bir günün önemi varmı? Ama gündelik hayatımıza acılar içinde devam ediyorsak, şatafatlı olmayan, bir öpücükle dahi kutlanabilen bu günde hatırlanmak istiyor insan... Henüz bu günün bitmesine 4 saat daha var. Eve gittiğimde neler olacak, göreceğiz bakalım. Bana gelince... Tanıdığım herkese küçük küçük hediyeler alasım, herkesi mutlu edesim, onların mutl...

ANNELİK

ŞU AN BURADA OLUP, KÜÇÜK BİR NEFES ALIP YENİDEN DÖNSEM KEŞMEKEŞE... Evet anne olmayı ben seçtim. Ama onlar-çocuklarım- dünyaya gelmeyi seçmediler. Ve her defasında bunu bana karşı kullanıyor olmaları beni çok yoruyor. Sanki kalbime bıçak saplanıyor. Alt tarafı kızımdan 1 fincan kahve istedim. Ve şaka bile olsa, o cümleyi haketmedim. Ben anneme bir defa "beni doğurmasaydın" demedim. "ben gelmek istemedim, beni sen dünyaya getirdin, bakmak zorundasın" demedim, demem. Peki bu cümleler bana neden söyleniyor? Önce oğlum, şimdi kızım. Ve ben dünden beri ara ara ağlıyor, mide ağrısı yaşıyor ve yaşama sevincimi kaybediyorum.

Fakirim...

Kimseye söyleyecek lafım yok. Sözlerim sadece kendime... Hayat sadece giyinmek, yemek, ev süslemek mi? İnsanlar bu kadar zenginleştiler mi? Biz bu kadar zenginleştik mi? Cebimizdeki son paraya gidip kıyafet ya da evimize eşya alıyoruz. Neden ?? Fakir evlerde var bu ülkede.. Fakir insanlar..Fakir çocuklar... Onların hüzünlü gözleri var.. Ama çocuklar işte.. Kötü düşüncelerden uzak.. Saf.. Sevgi dolu.. Havadaki yağmur kokusundan olsa gerek, melankolik oluşum.. İçimde hüzün.. Aklımda düşünceler... Kimi görsem üzgün, "ne derdi var acaba" diyorum hemen.. Kötü düşünemiyorum kimse için.. Sol yanım tutuyor bazen, düzene karsı çıkasım geliyor.  Sakin ol diyor kalbime huzur veren bir ses... Sen benim kulumsun... Onlar marka giymiyor.. Bizim ergenler gibi "ordan alalım, burdan alalım" demiyorlar. "bu pantalondan arkadaşımda da var, ben bunu giymem" demiyorlar.. "Üşümeyelim, hasta oluruz, okula gidemeyiz" der onlar.. Kim demişse ne güzel d...