Ana içeriğe atla

Düşünce ishali-1

-El işi, moda  ve yemek tarif bloglarıyla aram kötü..
-Ne kadar çok bu tarz blog + site var..
-Sanırım asla iyi bir evkadını olamıycam..
-Havalar ne kadar da sıcak gidiyor..
-Zero'nun yarın son iğnesi..
-Bugünki alışveriş sonucunda farkettim ki, sadece kendime değil, başkalarına birşeyler alırken de kendimden      aynı derecede geçebiliyorum :) ..
-NE kadar uğraşsam da yüksek topuklarla asla 1 saatten fazla yürüyemiycem..
-Hala öksürüyorum ve bundan sıkılmaya başladım..
-Acaba hastalıklar gerçekten günahların bedelimi? Öyleyse amenna..
-Siyasi, dini ve ideolojik görüşlerimden dolayı beni facebook da  silen sevgili "sözde"arkadaşlar, iyiki  YOKsunuz. Hazımsızlıktan kaynaklanan bu rahatsızlığınızın bir an önce geçmesini dilerim..
- Ve insanları farklılıklarıyla kabul eden siz diğerleri, benim gibiler, iyiki VARsınız..
-Yazmayı seviyorum. Ancak uzun değil, kısa ve öz.. 
-Yarın yapıacak ne kadar çok iş var, şimdiden bunaldım..



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anneler Günü

Bu güne dair aklıma pek çok şey geliyor. Gelgitler yaşıyorum yine, düşüncelerim arasında. Zaten beni ben yapan da hızlı ve aynı anda çok şey düşünmek değil mi? Ben buna "düşünce ishali" de diyorum. Yersiz ve zamansız, bir anda geliyor ve geçiyor. Bazen de geçmiyor, uzunca bir süre devam ediyor. Anneler gününü kendi çocuklarım hariç, tanıdıklarım, öğrencilerim, veliler, arkadaşlarım ve sosyal çevremden insanlar kutladılar. Ama kendi doğurduklarımdan ses yok. Evet, bu günü kendileri belki önemsemiyorlardır, ama benim önem verdiğimi bildiklerinden, yapmacık da olsa insan bir öpücük olsun bekliyor. Dünya da bu kadar acı varken bir günün önemi varmı? Ama gündelik hayatımıza acılar içinde devam ediyorsak, şatafatlı olmayan, bir öpücükle dahi kutlanabilen bu günde hatırlanmak istiyor insan... Henüz bu günün bitmesine 4 saat daha var. Eve gittiğimde neler olacak, göreceğiz bakalım. Bana gelince... Tanıdığım herkese küçük küçük hediyeler alasım, herkesi mutlu edesim, onların mutl...

ANNELİK

ŞU AN BURADA OLUP, KÜÇÜK BİR NEFES ALIP YENİDEN DÖNSEM KEŞMEKEŞE... Evet anne olmayı ben seçtim. Ama onlar-çocuklarım- dünyaya gelmeyi seçmediler. Ve her defasında bunu bana karşı kullanıyor olmaları beni çok yoruyor. Sanki kalbime bıçak saplanıyor. Alt tarafı kızımdan 1 fincan kahve istedim. Ve şaka bile olsa, o cümleyi haketmedim. Ben anneme bir defa "beni doğurmasaydın" demedim. "ben gelmek istemedim, beni sen dünyaya getirdin, bakmak zorundasın" demedim, demem. Peki bu cümleler bana neden söyleniyor? Önce oğlum, şimdi kızım. Ve ben dünden beri ara ara ağlıyor, mide ağrısı yaşıyor ve yaşama sevincimi kaybediyorum.

Fakirim...

Kimseye söyleyecek lafım yok. Sözlerim sadece kendime... Hayat sadece giyinmek, yemek, ev süslemek mi? İnsanlar bu kadar zenginleştiler mi? Biz bu kadar zenginleştik mi? Cebimizdeki son paraya gidip kıyafet ya da evimize eşya alıyoruz. Neden ?? Fakir evlerde var bu ülkede.. Fakir insanlar..Fakir çocuklar... Onların hüzünlü gözleri var.. Ama çocuklar işte.. Kötü düşüncelerden uzak.. Saf.. Sevgi dolu.. Havadaki yağmur kokusundan olsa gerek, melankolik oluşum.. İçimde hüzün.. Aklımda düşünceler... Kimi görsem üzgün, "ne derdi var acaba" diyorum hemen.. Kötü düşünemiyorum kimse için.. Sol yanım tutuyor bazen, düzene karsı çıkasım geliyor.  Sakin ol diyor kalbime huzur veren bir ses... Sen benim kulumsun... Onlar marka giymiyor.. Bizim ergenler gibi "ordan alalım, burdan alalım" demiyorlar. "bu pantalondan arkadaşımda da var, ben bunu giymem" demiyorlar.. "Üşümeyelim, hasta oluruz, okula gidemeyiz" der onlar.. Kim demişse ne güzel d...